• Slider 1
  • Slider 2
  • Slider 3
  • Slider 4
  • Slider 5

Yesari Baba Hakkında Yapılan Araştırmalara Toplu Bir Bakış

 

Hakkında yapılan araştırmalara göre Batum’da doğmuştur. Mustafa Adil Özder’e göre ise Murgul’un köylerinde doğmuştur. Aslında o dönemde Murgul ve çevresinin Batum’a bağlı olduğu düşünüldüğünde Yesari Baba’nın doğduğu yerin şimdiki Artvin sınırları içinde kaldığı anlaşılır.

Ailesi hakkında bilgi bulunmamaktadır. Hakkındaki ilk araştırmayı Şakir Ülkütaşır yapmıştır. Doğum tarihi 1219’dur. 1219 hicri tarihi 1803 miladi tarihine denk düşmektedir. Fakat bazı araştırmacılar bu tarihi 1804 olarak hesap etmekte ve vermektedir. Asıl adı Mehmet olup, mahlası Yesari’dir. Uzun boylu ve yakışıklı diye tarif edilen Yesari Baba, cana yakınlığı ve düzgün konuşması ile bulunduğu yerlerde dikkat çekmiştir. Medrese eğitimi aldığı fakat ne kadar süre olduğu belli değildir.

Mahlasını kimden, ne surette aldığı bilinmemekte olup, anlamın »zenginlik, varlık« gibi anlamlara geldiği gibi »sol tarafla ilgili, solak« anlamlarına da gelmektedir. İyi derecede saz çalan ve şiirlerini kendi ezgileriyle söyleyen Yesari Baba’nın kuvvetli doğaçlaması vardır.

Özellikle İç Anadolu ve Kuzey Anadolu başta olmak üzere yurdun birçok yerini dolaşan Yesari Baba, Hacı Bektaş Dergahında 12 yıl kadar kalmış ve babalık görevi icra etmiştir. Bu durumu şiirlerinde de belirtmiştir. Daha sonra İç Anadolu’da bir çok şehre uğrayıp kalarak Sinop’a ulaşmıştır. Bu dolaşmalarda Çankırılı Zahmi gibi şairlerle de yakın ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. Sinop’ta kendi dergahını kurmuş, faaliyetlerine devam etmiştir. Burada geçirdiği 2-4 yıl kadar bir süreden sonra 1297 (1881) Hicri tarihinde 78 yaşında vefat etmiştir. 1297 tarihi doğumunda olduğu gibi 1880 olarak da bildirilmektedir. Mezarı Zeytinlik adı verilen yüksek bir yerdedir. Mezar taşı Tokatlı Gedayi tarafından yazılmıştır.

Asıl adı Ahmet olan saz şairi Tokatlı Gedayi’nin (1826-1901) mahlası bir aşıklar meclisinde diğer adları belirsiz aşıklarla birlikte Yesari Baba tarafından verilmiştir. Zileli Ceyhuni hakkında Murat Uraz’ın 1933 tarihli »Halk Edebiyatı Şiir ve Dil Örnekleri« adlı kitabı ve bu kitabı kaynak gösterilerek bilgi veren bazı kitaplarda Zileli Ceyhuni ve Yesari adlı bir şair arasında geçen bir kısa diyalog ve ilişki vardır. Lakin, Murat Uraz bu Yesari’nin Konyalı olduğunu, kulağına mengüş taktığı için “Mengüşlü Yesari” olarak tanınan, çok gezmiş, bir çok saz şairine meydan okumuş ve mat etmiş, orta boylu ve şişman, beyaz sakallı, abalı ve keçe külahlı bir şair olarak tanıtmışsa da araştırmalarda Konyalı bir Yesari’ye tesadüf edilmemiştir. Orta boy, Ali Ertan’ın verdiği şekle biraz ters olsa da, Yesari Baba’nın bu gölgeye yakın olan Hacıbektaş’ta uzun zaman kaldığı ve çok gezen biri olduğu dikkate alınırsa, Muraz Uraz’ın bahsettiği Yesari’nin, konumuz olan Yesari Baba olma durumu kuvvetle muhtemeldir. Bu yazarın kitabın ve bu kitabı kaynak gösterenlerin verdiği bilgilere göre Zileli Ceyhuni, genç birine söylediği sözü Yesari’nin varlığından dolayı geri almış ve özür dilemiştir. Kendisine büyük bir saygı göstermiş, yanında çırak gibi davranmıştır.

Yukarıda bahsettiğim Gedayi (ve hatta diğer farklı bir kişi olarak verilen Yesari de Zileli Ceyhuni) gibi bazı 19. yüzyıla damgasını vuran şairler üzerinde büyük etkisi olan aruz veznini de başarı ile kullanan Yesari Baba’ya edebiyatımızda yeteri kadar yer verilmemiş, tanıtılmamıştır.

Hakkında Ali Ertan tarafından 1941 yılında küçük bir kitap oluşturulmuştur. Bu eserde 40 kadar şiiri bulunmaktadır. Ancak Muhtar Yahya Dağlı »Bektaşi Edebiyatından Tokatlı Gedayi Hayatı ve Eserleri« (1943) adlı kitabının bir dipnotunda hal tercümesini ve şiirleri ile ilgili bir eser hazırlayıp basılması için bir kitaphaneye verdiğini belirtmiştir. Şakir Ülkütaşır’ın Yesari Baba’nın 100 kadar manzumesini topladığı bilinmektedir. Saadettin Nüzhet Ergun’nun »Bektaşi Şairleri« (1930) adlı eserinde Mehmet Ali Hilmi Dedebaba divanını kaynak göstererek verdiği bilgi Felibeli Yesari’ye ait olduğu kesin olarak anlaşıldıktan sonra, konu ile ilgili diğer antolojilerinde bu yanlışlığı düzeltmiş. Felibeli Yesari adına verdiği şiirlerin, Yesari Baba’ya ait olduğunu bildirmiştir. Bu eserler haricinde, birkaç özellikle antoloji türü kitapta adı geçmekte olup hayatı hakkında bilgi verilmemiştir.

 

Ali Cem Akbulut