• Slider 1
  • Slider 2
  • Slider 3
  • Slider 4
  • Slider 5

Ali Rıza Yıldırım (© BeKa)
Fotoğraf: Bekir Karadeniz

 

 

Ali Rıza Yıldırım©

 

1925-2000. Şavşat’ın Mokta (şimdiki adı Savaş) köyünde doğdu. İlkokul eğitimini Şavşat’ta yaptıktan sonra  Susuz'da Cılavuz Köy Enstitüsünü bitirdi.

Köylerine gelip giden aşıklardan etkilenerek küçük yaşlarda şiirle ve halk edebiyatıyla ilgilenmeye başladı.

Yaşamında karşılaştığı sorunları ve değişik konulardaki duygularını dile getiren Yıldırım, değişik dönemlerde birçok aşıkla karşılaşmalarda bulundu. Şiirlerinde genellikle Rıza mahlasını kullandı.

Değişik konuları dile getiren Ali Rıza Yıldırım’ın şiirleri birçok gazete, dergi ve araştırmada yer aldı.

Uzun yıllar öğretmenlik yaptı. 1977 yılında emekli olup İstanbul’a yerleşen Yıldırım, yaşamının son dönemlerini burada geçirdi.

Ali Rıza Yıldırım, İstanbul'da öldü ve orada toprağa verildi.

 


 

Saklanır

Sarrafta sim ü zer sadık dostta sır
Yeşil sarı pembe gülde saklanır
Hainde nedamet dertlide kahır
Zehirle mücevher dilde saklanır

Geçecek ömrümüz olacak rüya
Hepsi bir hakikat değildir hülya
Cehdimiz sadeye safa duruya
Hat’ralar asırda yılda saklanır

Rıza bir hatamız olmasın sakın
Belli olacaktır siyahın akın
Kalacak bir eser adabın takın
Atar temelini elde saklanır

 


 

Zülfün

Ela gözlüm sana şikayet kılem
Hiç bırakmaz beni bağladı zülfün
Müsade eylemez okşayıp gülem
İdam zincirini yağladı zülfün

Altın perçem zülfün ile bükülmüş
Kalem kaşlar bir kenara çekilmiş
Tel tel olmuş mah yüzüne dökülmüş
Seyrederken kılıç zağladı zülfün

Tertip almış hazırlanmış mest için
Niçin cevredersin yanık dost için
Dökmüşsün yüzüne bana kast için
Yaktı bu sinemi dağladı zülfün

Rıza der zülfüne menekşe taksam
Tel tel olur zülfün ne zaman baksam
Saydım tellerinin birisi noksan
Zalim tarak almış ağladı zülfün
 

 

Ö n c e k i  O z a n

  S o n r a k i   O z a n