• Slider 1
  • Slider 2
  • Slider 3
  • Slider 4
  • Slider 5

Berçenekli Mahzuni (© Ozanlar.biz)
Fotoğraf: Ozanlar.biz

 

 

Berçenekli Mahzuni©

 

1938-2002. Afşin’in Berçenek (şimdiki adı Tarlacık) köyünde doğdu. Asıl adı Mehmet Şerif Cırık’tır. Ancak adını sonradan Şerif Mahzuni olarak değiştirdi. Önce medrese eğitimine başladı. Daha sonra Mersin ve Ankara’da askeri okullarda okudu.

Aşıklık geleneğini küçük yaşlarda öğrendi. 12 yaşından beri bağlama çalan Aşık Mahzuni, ilk derslerini amcası Aşık Fezali’den aldı.

Aşık Mahzuni, Veysel (1894-1973), Davut Sulari (1925-1985) gibi aşıklardan etkilendi. Ancak zamanla kendine özgü bir tavır geliştirdi.

Türküleri başka sanatçılar tarafından da okunan Aşık Mahzuni, Türkiye’nin hemen her yerinde ve Türkiye dışında birçok ülkede konserler verip çeşitli şenliklere katıldı.

Yaklaşık 3000 kadar şiiri olan Mahzuni, 400’ün üzerinde 45’lik plak, 15 kadar LP ya da CD ve 50’den fazla kaset doldurdu.

Aşık Mahzuni’ye ilişkin hazırlanan Ali İhsan Aktaş’ın, »Anadolu’yu Kucaklayan Ozan Mahzuni Şerif« (1990), Süleyman Zaman’ın »Mahzuni Şerif, Yaşamı-Dünya Görüşü-Şiirleri« (1997) adlı kitaplar yayımlandı. Ayrıca şiirlerinin bir bölümünü topladığı »Dolunaya Tül Düştü« (1995) gibi kitapları bulunmaktadır.

Berçenekli Mahzuni tedavi görmek için gittiği Köln’de (Almanya) öldü ve Hacıbektaş’ta toprağa verildi.

Değişik dönemlerde aynı adlı birçok aşık yaşadı.

 


 

Bizim Dağlarda

Yeşilin her tonu morun güzeli
Yatar teker teker bizim dağlarda
Türküleri boyar sarı gazeli
Hasret uzun çeker bizim dağlarda

Zirvesinde ceylanları koklaşır
Bellerinde keklikleri taklaşır
Selvi çamı bulutlara yaklaşır
Sümbül boyun büker bizim dağlarda

Gün batan tepeler kızıla çalar
Hareleri bir oynaşır bir dalar
Yücelerde dertli geçer turnalar
Sülünler tüy döker bizim dağlarda

Mahzuni aşk ile gezer dolaşır
Bin can ile bir sevdaya dalaşır
Çiçekten çiçeğe konar bulaşır
Arılar bal eker bizim dağlarda

 


 

Değer Yok

Koca kente tezgah kursa cahiller
Cevher satsa pazarında değer yok
Özü körü alim etsem dünyaya
Biliminde nazarında değer yok

Bir Bağdat yolcusu bağnaza sorsa
Yol alır mı kırk yıl kendini yorsa
Bir kitap ki insan vurun diyorsa
Kaynağında yazarında değer yok

Gündüz ile gece denk mi ulema
Her iki anlamı gezdiren sema
Dün Sezar’ın hakkı Sezar’a ama
Bu zamanın Sezarında değer yok

Dağ bile eriyor koca dağ iken
Gazel mukadderdir yeşil bağ iken
Mahzuni’yi kucaklayın sağ iken
Altın olsa mezarında değer yok
 

 

Ö n c e k i  O z a n

  S o n r a k i   O z a n