• Slider 1
  • Slider 2
  • Slider 3
  • Slider 4
  • Slider 5

Aşık Anlatıları

 

Halk hikayeleri, destan ve masallarının değişik ağızlardan ve birbirinden farklı anlatılması kültürel çeşitliliğin bir yansıması ve sözlü edebiyatın birçok ekleme ya da çıkarmalarla başka boyutlara taşınması olarak yorumlanabilir.

Bu çeşitlilikler bazen öteki hikayelerle iç içe geçebildiği gibi, bazen de yalnızca küçük aktarmalarla bağlantılar kurulabilmektedir. Birbirinden bağımsız iki hikaye buna somut örnek olabilir.

Köroğlu ve Keloğlan hikayeleri birbirinden bağımsız ve çoğu da tarihin değişik zamanlarına denk gelir. Bu iki hikaye ve hikaye kahramanlarının yaşam biçimleri de çok farklıdır. Ancak Azerbaycan ve Kuzeydoğu Anadolu’da yaygın olarak anlatılan Köroğlu kollarının birinde bu ikisi, hem de kendi kişilikleriyle karşı karşıya gelmektedir.

Bu ve benzeri hikayelerin belki çeşitli ağızlardan çıkıp derli toplu hale gelmesi genellikle usta hikayecilerle açıklanabilir. Böylesi usta anlatıcılar her zaman halk arasında bulunmuş ya da halk böylesi anlatıcıları yaratmıştır.

Bu hikayelerin türkülü anlatımlara dönüşmesi ya da bu biçimde düzenlenmesi ise hemen tümüyle aşıklara özgüdür.

Aşıklık geleneğinin en önemli gereklerinden biri olan hikayecilik, günümüzde giderek azalmakta ve belgelenmeyenlerse unutulmaktadır. Bazen bir hikaye ya o hikayenin çeşitlemesi, bir insanla birlikte yitip gitmektedir. Bu nedenle geleneklerin yöresel boyutlarıyla özelliklerini yitirmeye başlaması, böylesi hikayelerin de ya biçimini değiştirmesi ya da unutulması sorununu gündeme getirmektedir.

Her ne kadar kulaktan kulağa yayılan bu hikayelerin dinamizmi kalmasa bile, bunların yok olma tehlikesinden dolayı yazıl hale getirilmesi gerekmekte.

Bu bölümde aktarmayı düşündüğümüz de bu hikayelerden bazı kesitler (ya da bütün olarak) aracılığıyla belleklerden silinmesini engellemek olacak.

Bir başka nedeni de, bu aşık ağzı anlatılarda geçen olay kahramanlarının birçoğunun kadın olması ve türkülerin de bu kadın kahramanların ağzından söylenmiş olmasına açıklık getirmeyi amaçlamaktadır.

Sonuçta, bu anlatılar her ne kadar bir aşığın yaratması ve yorumu olsa da, bu anlatılardaki türküler genellikle hikayenin erkek kahramanına kaydedilmektedir. Belki bir boyutuyla yanılsama nedeni sayılabilir. Ancak toplumlarda (özellikle Doğu toplumlarında) türkülerin, ağıtların, ninnilerin ana kaynağının kadınlar olduğu düşünüldüğünde bu yanılsamanın önüne geçmeye çalışmak folklor ve edebiyat araştırmacılarının önemli görevleri arasında olmalı.

Hikayeyi tasnif eden erkek bir aşık olsa da içinde geçen kadın ağzı türküyü ilgili kişi adıyla aktarmak böylesi yanılgıları sınırlayabilir. Sözgelimi »Kerem İle Aslı« hikayesinde geçen tüm türküleri Kerem adlı hikaye kahramanına maletmek haksızlık olmakta. Oysa bu hikayede Sofu da, Aslı da, kurukafa da, ağaç da dile gelip Kerem’le söyleşmektedir. Bu anlamda böylesi ayrımları belirtmek de, bu hikayeleri burada gündeme getirmenin amaçlarından olacak.

 

Bekir Karadeniz

Orhan Bahçıvan

 

Hikayeler