• Slider 1
  • Slider 2
  • Slider 3
  • Slider 4
  • Slider 5


Fotoğraf: Bekir Karadeniz

 

 

Bayburtlu Celali©

 

1850-1915. Bayburt’un Tahsini köyünde doğdu. Asıl adı Ahmet’tir.

Köyünde bir süre çobanlık yapan Celali, daha sonra Bayburt’un Sünür köyüne giderek, Hacı Hoca adlı kişinin yanında medrese eğitimi gördü.

Dağda çobanlık yaparken uyuyakaldı ve rüyasında bazı insanların koluna bir bilezik taktıklarını gördü. Uyandığında kendinden geçmiş bir durumdaydı ve otlattığı hayvanları gündüzden geri getirdi. Celali’nin davranışlarında bir tuhaflık gören köyün ileri gelenleri, hocayı getirerek derdine çare bulmaya çalıştılar. Hocaya bazı deyişlerle gördüğü rüyayı anlatan Celali’nin aşık olduğuna uzun süre kimse inanmadı. Hatta deli olduğu görüşüne varanlar oldu.

Geleneklerin tersine herhangi bir çalgı çalmayan Celali, bütün şiirlerini doğaçlama söylemesiyle bilinir. Şiirlerinde döneminde karşılaştığı, yaşadığı olayları işlediği gibi, tasavvuf ağırlıklı olmak üzere hemen her konuyu işledi. Yakın arkadaşı ve köylüsü Mahmut, Celali’nin şiirlerini besteleyip yayılmasına katkıda bulundu.

Bayburtlu Celali bir süre Erzurum ve Erzincan yörelerinde dolaştı. Karşılaştığı birçok aşıkla yakınlık kurdu, deyişmelerde bulundu. Özellikle kendi çağdaşlarından Narmanlı Sümmani’yle dostluk kurdu.

Celali’ye ilişkin Salim Haşlak’ın hazırladığı »Bayburtlu Celali« (1963) adlı bir araştırma yayımlandı.

 


 

Bağlanmış

Seni gören aklı zay olur elbet
Serv-i serin halka saye bağlanmış
Ne boyda ser çektin a serv-i kamet
Elif zülfüsarın baya bağlanmış

Yanağın tebarek katsem suresi
Errahman okunur cismin turesi
Allamel esmada ismin suresi
İki mim bir dal’ı haya bağlamış

Celali saildir kapında dilber
Hüsnün pertevinden bir buse ister
Dediler muteber bir delil göster
Dedim hüccet vedduhaya bağlamış

 


 

Bilmez

Aşk ile sasarıp saht olan aşık
Maşukun halinden yanmamış bilmez
Maksudu Leyla mı yoksa mevla mı
Nuş edip cürasın kanmamış bilmez

Bakıp engüşlere çekse kemanın
Zerre ile kaynatırdı ummanın
Süleyman tahtında dostu düşmanın
Sadaret sedrinden inmemiş bilmez

Celali bend etme kemter gedayi
Sümmün bükmün guş eylemez nidayı
Bir keştüban kemal üzre hüdayı
Rüzigar aksine dönmemiş bilmez
 

 

Ö n c e k i  O z a n

  S o n r a k i   O z a n