Dertli Divani Web Sitesi

©BeKa

Ana Sayfa | Biyografi | Albümler | Şiirler | Linkler | İletişim

Kaldı (Serçeşme)
 
Yaşanılası dünyanın
Ne tadı ne tuzu kaldı
Ömür denen şu zamanın
Çoğu gitti azı kaldı
 
Çalışmadan yiyenlerin
Derimizi giyenlerin
Nice benim diyenlerin
Ne izi ne tozu kaldı
 
Çürük ökçe yırtık taban
Kurdu kuşu ettik çoban
Gariban daha da gariban
Ne çulu ne bezi kaldı
 
Bizden geçinen kalleşler
Döner geri bizi taşlar
Sıvıştı yaren yoldaşlar
Ne sözü ne özü kaldı
 
Cahiller kendini aklar
Kamiller özünü yoklar
Kurudu çaylar ırmaklar
Serçeşmenin gözü kaldı
 
Dertli Divani'nin varı
Canandır canın öz yari
Geçti bu devrin baharı
Ne yazı ne güzü kaldı

 

Altım Üstüm
 
Altım üstüm kaç kuruşluk
Efsaneyim efsaneyim
Aşık olmak dile kolay
Bahaneyim bahaneyim
 
Aşığın gönlü külhanda
Çok marifet vardır onda
İki kapılı bir handa
Mihmaneyim mihmaneyim
 
Durmaz eser aşkın yeli
Buna revan çeşmim seli
Ben bir günahkar kul Dertli
Divani’yim divaneyim


Görüntülü Türküler
Görüntülü Türküler

 

Oldu mu
 
Dinleyin yarenler bir sualim var
Kanatsız güvercin gören oldu mu
Kimi zarar eyler kimisi de kar
Gönül postun dosta seren oldu mu

Hangi mihmaneye baki kalmış han
Leyla’nın aşkından Mecnun ağlar kan
Gönül bağ misali akıl da bağban
Yolup dikenini süren oldu mu

Bir sevdazedeye uğradı yolum
Nakz-ı aht olana hak der mi kulum
Dört tekmil etrafı hakikat halın
Farkedip sırrına eren oldu mu

Gayetçe konuşur papağan dili
İnan ki dilinden ayrıdır hali
Firdevs-i alada yetişen gülü
Ya koklayıp ya da deren oldu mu

Şol Dertli Divani günahkar kuldur
Aşkın kazanından kepçeni doldur
Herşeyin temeli ne ise odur
Temelsiz binayı ören oldu mu

 

Ne Olacak
 
Bu ahvali bir kamile
Sor bakalım ne olacak
Gel gönül aşkın teline
Vur bakalım ne olacak
 
Ben çobanım diyen çoktur
Sürüsünden eser yoktur
Gözleyen gözeten haktır
Dur bakalım ne olacak
 
Bil Dertli Divani suçun
Havadan uğratma göçün
Bu dert bize için için
Kor bakalım ne olacak

 

Düş Olduk
 
Hey erenler be kardeşler ne hikmet
Şöyle bir acayip hale düş olduk
Şahın bahşettiği en büyük nimet
Sırat-ül müstakim yola düş olduk
 
Gel kardeşim beyan eyle bu hali
İnsan olan kesmez bindiği dalı
Gördünüz mü meyve veren bir çalı
Kudret haznesinde dala düş olduk
 
Divani’nin çeşm-i yaşı silinmez
Verilen ikrardan geri dönülmez
Gerçeğin hayatta kadri bilinmez
Ondan altın iken pula düş olduk