• Slider 1
  • Slider 2
  • Slider 3
  • Slider 4
  • Slider 5

Gürani Doğan (© BeKa)
Fotoğraf: Bekir Karadeniz

 

 

Gürani Doğan©

 

1956 yılında Sungurlu’nun Kamışlı köyünde doğdu. Asıl adı İsmail Doğan Kamışlı’dır. İlkokulu köyünde, ortaokul ve liseyi Sungurlu'da okudu.

Küçük yaşlarda aşıklık geleneğini ve bağlama çalmayı öğrenmeye başladı. Önce dayısı Mehmet Kamışlı aracılığıyla sonra da Sungurlu’nun Kemalli köyünden Aşık Yarebülbül’ün yardımıyla bağlama ve geleneğe ilişkin bilgisini pekiştirdi.

Ortaokul yıllarından beri şiir yazan Aşık Gürani, köylerine gelip giden aşıklar aracılığıyla da birçok yöre tavrı ve deyişi öğrendi. 1974 yılında Almanya’ya yerleşti.

Aşık Gürani, kendi şiirlerinin yanında başka aşıkların şiirleri ve yaşamlarından kesitler veren kitap çalışmaları da yapmaktadır.

Avrupa’nın çeşitli yerlerinde kültür etkinliklerine katılan Aşık Gürani, kendi şiir ve deyişlerini seslendirmesinin dışında Türkiye’nin çeşitli yörelerinden de birçok türküyü arşivlere aktardı.

Sevdadan toplumsal taşlamaya dek her konuyu işleyen Gürani, yaşadığı bölgedeki aşıklara ilişkin »Bal Çiçekleri« (1995), Aşık Dursune Bacı’nın yaşamı üzerine »Gül Olmak İstedim« (1995), Aşık Yarebülbül'e ilişkin »Aşık Yarebülbül-Yaşamı ve Şiirleri« (2002) ve »Alevilikte Ön Bilgiler ve Cem, Zakirlik«(1998) adlı araştırmalarının yanında, şiirlerinin bir bölümünü »Sevgi Kuşağı (1993) adlı kitapta topladı. Ayrıca Gürani Doğan'a ilişkin bir Bekir Karadeniz tarafından yapılan bir araştırma »Gürani Doğan-Yaşamı ve Şiirleri« (2011) adıyla yayımlandı.

 


 

Geride Kaldı

Avrupalı olduk köyü unuttuk
Dara düştüğümüz geride kaldı
Tarlada bahçede sarı sıcakta
Ayran içtiğimiz geride kaldı

Nerde hani kara yapı haneler
Geçti o günlerde o zor seneler
Kupkuru tarlada cılız sebzeler
Sebze seçtiğimiz geride kaldı

Gölge yapar idik kuru dallardan
Zalim kullar anlamazdı hallerden
Diz boyu karlardan çamur yollardan
Gelip geçtiğimiz geride kaldı

Günde kendimizi tarlada yorup
Feleğe kahredip çıkar yol sorup
Hocaya dedeye dermana varıp
Dertler deştiğimiz geride kaldı

Gürani der sanki uyandık düşten
Ayrıldık dostlardan kardeşten eşten
Ağustosta ırgatlıkta güneşten
Yanıp piştiğimiz geride kaldı

 


 

Saza Sarıldım

Bu dünyanın derdi yaşamın kahrı
Feleğe kızdıkça saza sarıldım
Sevdiğim saydığım candan dostlarım
Kafamı bozdukça saza sarıldım

Bilinmiyor imiş insanın özü
Varlık hırsı ile doluysa gözü
Çıkar için kendin öğenin sözü
Bana dokundukça saza sarıldım

Arayıp gezdikçe derdime çare
Bölünür yüreğim bin pare pare
Merhem diye elim açtığım yare
Deyişler yazdıkça saza sarıldım

Bazen kucakladım bazen yaslandım
Kimi zaman coştum çaldım uslandım
Haksızı gördükçe ona hırslandım
Bu gönlüm azdıkça saza sarıldım

Saz sevgisi girmiş tüm benliğime
Gürani Doğan’ım anlatam kime
Yaşamın kahrından gelip içime
Sızılar sızdıkça saza sarıldım
 

 

Ö n c e k i  O z a n

  S o n r a k i   O z a n