• Slider 1
  • Slider 2
  • Slider 3
  • Slider 4
  • Slider 5

Haydar Aslan (© Sacide Ceylan)
Fotoğraf: Haydar Aslan

 

 

Haydar Aslan©

 

1926-2007. Aksaray’da doğdu. İlkokulu köyünde okudu.

Atalarının bir bölümü ise Kürecik’ten gelip Aksaray’a yerleşmiştir. Küçük yaşlarda aşıklık geleneğine ilgi duydu. Yöredeki ve büyüklerinden öğrendiği türküleri söyleyerek kendisini geliştirdi. İlk türkü eğitimini, kemane çalan amcası Aşık Veli’den aldı. Yaklaşık 12 yaşında bağlama çalmaya başladı.

Sonraki yıllarda Aşık Veysel, Ali İzzet, Zaralı Halil, Antepli Hasan Hüseyin gibi insanlarla tanıştı ve görüşlerini aldı. İlk yıllarda daha çok Refik Başaran’ı örnek almasına karşın daha sonra Veysel Geleneği ağır bastı.

1940’lardan sonra akrabaları çalışmak üzere Adana’ya giden akrabalarından sonra Haydar Aslan da Adana’ya gidip gelmeye başladı. Zamanla kendi ailesi de toprak edinerek 1948 yılında Adana’ya yerleşti.

Çukurova Radyosu mahalli sanatçısı olarak da görev yapan Aslan, Konya Aşıklar Bayramında birçok kez birincilik ve Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki yarışmalarda birçoğu birincilik olmak üzere değişik ödüller kazandı.

Haydar Aslan Adana'da öldü ve orada toprağa verildi.


Sevgiden toplumsal sorunlara dek hemen her konuda türkü söyleyen Haydar Aslan’ın şiirlerini topladığı »İnsan Hayranıyım« (1992) adlı bir kitabı bulunmaktadır.

 


 

Sarı Çiçek

Karlar eriyince bahar gelince
Evvela açılmış bir sarı çiçek
Benek benek nakış nakış dünyayı
Nasıl da süslemiş gör sarı çiçek

Dağlar rüzgar ile yapar cengini
Dallar meyve ile bulur dengini
Hasan Dağı sizden m'almış rengini
Kırmızı ak pembe mor sarı çiçek

Baharın ispatı nişansın tamam
Arılar aşkından diler el aman
Muhammet dünyaya geldiği zaman
Sana da mı doğdu nur sarı çiçek

Sizi Lokman Hekim görmedi miydi
Gönül yarasına sürmedi miydi
Sizdeki sırlara ermedi miydi
Sizde nice sırlar var sarı çiçek

Haydar Aslan çiçeklere otursam
Halin bilsem derdin dile getirsem
Sılaya giderken yolsam götürsem
Yadigar istemiş yar sarı çiçek

 


 

Gerek

Var ise açık bir kapılı hanen
Tabi buna konar göçer el gerek
Misafirde türlü türlü naz olur
Hane sahibinin gönlü bol gerek

Başına konmuştur bir devlet kuşu
Fırsat elde iken sen kurtar başı
Kör nefsine uyar ise bir kişi
Cevabı vermeye sana hal gerek

Aşık Haydar söyler bir doğru sözü
Şimdi dilberlerin çekilmez nazı
Günde üç yemekte yedirsen kuzu
Gönlü hoş etmeye tatlı dil gerek
 

 

Ö n c e k i  O z a n

  S o n r a k i   O z a n