• Slider 1
  • Slider 2
  • Slider 3
  • Slider 4
  • Slider 5

Aşık Mesleki (© BeKa)
Fotoğraf: Ozanlar.bi

 

 

Aşık Mesleki©

 

1848-1939. Kangal’ın Kertme (şimdiki adı Şenyurt) köyünde doğdu. Asıl adı Umut Bekir’dir.

Birçok aşık yetiştirmiş olan Muratoğlu sülalesinden gelmektedir. Köylerine gelip giden aşıklardan etkilenerek şiire yöneldi. Zaman içerisinde de aşıklık geleneğini öğrendi.

İlk gençliğinde karşılaştığı Deliktaşlı Ruhsati (1835-1911), Mesleki’nin sesini beğenince yetiştirmek üzere yanına çırak aldı. Uzun süre birlikte dolaştılar. Bu süreç aynı zamanda Mesleki’nin kendisini yetiştirdiği dönemdir.

Mahlası da ustası Aşık Ruhsati tarafından verilen Mesleki, zaman zaman çevresinde olup bitenlere duyarsız kalmadıysa da, toplumsal sorunlara ustası kadar eğilmeyip, daha çok ölüm, mutsuzluk, sevda gibi konuları işledi.

Aşık Mesleki, bağlama çalmayı ve aşıklığa ilişkin bilgisini Ruhsati aracılığıyla öğrendiği gibi, kendinden sonraki birçok genç aşığa, özellikle de Aşık Noksani’ye yardımda bulundu.

Aşık Mesleki, »Ruhsati Kolu« olarak bilinen geleneğin önemli temsilcilerinden biridir.

Aşık Mesleki köyünde öldü ve orada toprağa verildi.

Aşık Mesleki’nin şiirlerinin büyük bir bölümü Eflatun Cem Güney tarafından »Aşık Mesleki, Hayatı ve Şiirleri« (1953) adıyla kitaplaştırıldı.

 


 

Gitti

Bugün benim gamım vardır
Usul boylu yarim gitti
Yüreğimde ahım vardır
Dört köşeye zarım gitti

İsmi gezer hep dillerde
Gözlerim kaldı yollarda
Çürüdüm gurbet ellerde
Tutmaz dizim ferim gitti

Sabah günü doğar m’ola
Acep işim onar m’ola
Mesleki’yi anar m’ola
Gitti elden varım gitti

 


 

Yavaş Yavaş

Azrail serime çöktüğü zaman
Kırılır kanadım kol yavaş yavaş
Mevlam nasip etsin din ile iman
Akar gözlerimden sel yavaş yavaş

Yüksek uçan gönül yorulur birgün
Mizan terazisi kurulur birgün
Herkesin ettiği sorulur birgün
Döner mi yarabbi dil yavaş yavaş

İl keyfi yetirdin çaldın çağırdın
Her çeşitten yedin sürdün savurdun
İşte toprak senin vatanın yurdun
Çekilir fenadan el yavaş yavaş

Mezarım üstüne dikerler taşı
Kimin gölgesinde saklarsın başı
Baba oğlu görmez kardaş kardaşı
Gider geri dönmez yol yavaş yavaş

Isıca ılıman suyum koyarlar
İyi kötü elbisemi soyarlar
Mesleki’yem öldüğümü duyarlar
Girer salacama el yavaş yavaş
 

 

Ö n c e k i  O z a n

  S o n r a k i   O z a n