• Slider 1
  • Slider 2
  • Slider 3
  • Slider 4
  • Slider 5

Aşık Özerii (© BeKa)
Fotoğraf: Bekir Karadeniz

 

 

Aşık Özeri©

 

1938-2011. Yusufeli’nin Zor (şimdiki adı Esenyaka) köyünde doğdu. Asıl adı Ahmet Özer’dir. İlkokulu köyünde okudu. İlkokula devam ederken, bir yandan da Kuran ve Arapça okuyup yazmayı öğrendi.

Aşıklık geleneğinin yaygın olduğu bir çevrede yetişti. Ancak özellikle Aşık Huzuri’den (1886-1951) etkilendi. Huzuri öldüğü zaman Aşık Özeri henüz 13 yaşında olmasına karşın hem o zamana dek hem de sonraki yıllarda Huzuri’nin şiiri ve tavrından çok şey öğrendi.

Aşık Özeri, şiir yazmaya 19 yaşında başladı. Askerden döndükten sonra o döneme dek yazdığı şiirleri basılması için verdiği matbaadan bir daha geri alamadı. Ancak bu şiirler hiçbir zaman basılmadı ve akılda kalanların dışındakiler yitip gitti.

Yaşamı, küçük yaşlardan itibaren gurbette geçti. 1973 yılında Almanya’ya gitti. 3 yıl sonra yeniden köyüne döndü. 1981 yılında gittiği Libya’da ise 2 yıl kaldı.

Yaşamında Efkari (1900-1980), İzhari (1914-1983), Pervani gibi birçok aşıkla dostluk kurdu. Bazılarıyla karşılaşmalar da yapan Aşık Özeri, Aşık Huzuri’de simgeleşen geleneğin yaşayan son önemli temsilcilerinden biridir.

Başta sevgi ve toplumsal taşlamalar olmak üzere, gezdiği gördüğü ve ilginç bulduğu her konuyu işleyen Aşık Özeri, halk şiirinin tüm türlerinde örnekler vermektedir.

Aşık Özeri köyünde öldü ve orada toprağa verildi.

Aşık Özeri’nin yaşamına ilişkin Cemil Aytekin tarafından yapılan bir araştırma, »Yusufelili Özeri« (1997) ve şiirlerinin bir bölümü ise »Durma Gel« (2008) adlı kitaplarda yayınlandı.

 


 

Dağlar

Bugün sizin gibi başım dumanlı
Çöktü içerime merağım dağlar
Kışın karla boran yazın çimenli
Yarden ve sizlerden ırağım dağlar

Açar çiçeklerin yellerin eser
Orman yeşil saçar toprak su kusar
Düşündükçe bana bir hüzün basar
Özledikçe çeşm-i çırağım dağlar

Yar sılada ele kına ezerken
Özeri’yim elim titrer yazarken
Eller sılasında gezip tozarken
Neden benim gurbet durağım dağlar

 


 

Eskiden

Sevgi vardı saygı vardı dost vardı
Eskiden eskiden çok çok eskiden
Gayrı bu meziyet sonuna erdi
Eskiden eskiden çok çok eskiden

Bir lokma bir hırka ona yeterdi
Babam saman telisine yatardı
Evlat babasının sözün tutardı
Eskiden eskiden çok çok eskiden

Anam tezgahını tel tel yayardı
Şal dokuyup çengo ile boyardı
İnsanlar insanı sevip sayardı
Eskiden eskiden çok çok eskiden

Özeri seninki kuru lakırdı
Nenem tezgahlarda çarşaf dokurdu
Ninniler söylerdi türkü okurdu
Eskiden eskiden çok çok eskiden
 

 

Ö n c e k i  O z a n

  S o n r a k i   O z a n