Aşık Reyhani Web Sitesi (© BeKa)

 

 
Olsaydı
 
Alemde bahtiyar insan olurdum
Keşfedip kusurum gören olsaydı
Umut var ki aradığım bulurdum
Bir kez doğru yol gösteren olsaydı
 
Belki bir er idim erlik çağımda
En yakın sevdiğim en uzağımda
Herbir çiçek bulunurdu bağımda
Zamanı geçmeden deren olsaydı
 
Katılsaydım bir alimin yanına
Götürseydi beni şah divanına
Diz çökseydim bir kamilin önüne
Hayvan mı insan mı soran olsaydı
 
Reyhani der dosttan bekle yardımı
Bilmem tabip saracak mı sardı mı
Ben söylesem o dinlese derdimi
Doğru söz söyleyen yaran olsaydı
 
Koklaya Koklaya
 
Gel yarim yeter bekledim
Gülü koklaya koklaya
Gözlerime yaş ekledim
Seli koklaya koklaya
 
Bir derdime bin ekledim
Aşkın boynuma yükledim
Seherde haber bekledim
Yeli koklaya koklaya
 
Gurbet gezdim adım adım
Asla olmadı muradım
Sırma saçın hatırladım
Teli koklaya koklaya
 
Reyhani’yim bak zamana
Kara bağrım yana yana
Kerem oldum Aslı Hana
Külü koklaya koklaya
 
Çevirdi Beni
 
Şu kahpe zamanın yersiz akışı
Sürüsüz çobana çevirdi beni
Tersine gözlerin aksi bakışı
Dost iken düşmana çevirdi beni
 
Seher yeli aksi haber bildirdi
Ağladığım düşmanımı güldürdü
Poyraz yeli küme küme kaldırdı
Buğdaysız samana çevirdi beni
 
Gerçeği bilerek sakla dediler
Misal-i Mecnunlar örneği çöller
Köküme göz dikti kara cahiller
Budaksız ormana çevirdi beni
 
Gönül düşman derken bakış dost derken
Bulut nara atıp rüzgar es derken
Biri konuş derken biri sus derken
Akıllı hayvana çevirdi beni
 
Reyhani der kahpe zaman sert döndü
Namert dönse gam yemezdim mert döndü
Rakip ağır geldi hakem sırt döndü
Yenik pehlivana çevirdi beni
 

Beni (Ey Rüzigar)

Ey rüzigar gider isen canana söyle beni
Lütfünde keremi varsa yakmasın böyle beni
Ben bu aşka düş olalı bana Mecnun dediler
Ben nasıl Mecnun’um bilmem aramaz Leyla beni

Ben bu aşka düş olalı gönlüm telaşta benim
Sinemi sitem bürüdü gözlerim yaşta benim
Ne dizimde kuvvet kaldı ne aklım başta benim
İpsiz bağladı bu felek bir kaşı yayla beni

Reyhani der çok kişiler arzeder han olmayı
Hiç düşünmez mi gafiller bir kabristan olmayı
İstemem senden muhtelif tahta sultan olmayı
Ko bana köle desinler yanında eyle beni

 
Bana Derler
 
Bana derler aşık derdini söyle
Bu bir sırdır emanettir veremem
Belki dağlar kadar büyümem amma
Cevizin de kabuğuna giremem
 
Hasta odur sabır ile inleye
Evlat odur nasihati dinleye
Bundan sonra zevkle bakmam aynaya
Çünkü onda iç yüzümü göremem
 
Kulaksız işitmek dilsiz ifade
Canım cananındır edem iade
Vücut bir camidir vicdan seccade
Onun bunun çıkarına seremem
 
Reyhani’yim zamanım yok gülmeye
Doğar iken boyun eğdim ölmeye
Azrail gelmesin canım almaya
Bir canım var cananındır eremem

 

Erzurum'da
 
Geldi geçti bir Reyhani
Gören olmaz Erzurum'da
Kara taştaki mercanı
Kıran olmaz Erzurum'da
 
Can emanet veren alır
Ecel görünmezken gelir
Mezarım gurbette kalır
Soran olmaz Erzurum'da
 
Erbab-ı mana çarkına
Gör kemali aşk arkına
Emrahlar geçer farkına
Varan olmaz Erzurum'da
 
Mezar olur beden beden
Sesleri gelmiyor neden
Mana derken on ikiden
Vuran olmaz Erzurum'da
 
Havada yumurtlar huma
Kim der vebali boynuma
Sazcı derler tabutuma
Giren olmaz Erzurum'da
 
Abide yaptılar kimi
Reyhani dinle vasfımı
Benim ise mezarımı
Ören olmaz Erzurum'da
 
Başlar
 
Bekle ağaç meyve versin
Taş ondan öteye başlar
Mevsim sonbahara ersin
Kış ondan öteye başlar
 
Üç kapıyı açacaksın
Dört pınardan içeceksin
Altı şartı seçeceksin
Beş ondan öteye başlar
 
Gel gülü yandırma bülbül
Önce ağla sonradan gül
Ölüm en son nokta değil
İş ondan öteye başlar
 
Reyhani can yakacağın
Tükenmedi çekeceğin
Asıl gözden dökeceğin
Yaş ondan öteye başlar

 

Üzgünüm
 
Bu dünyada hiç bir arzum kalmadı
Boşa gelip gittiğime üzgünüm
Attığım taş menzilini almadı
Boş boşuna attığıma üzgünüm
 
Adımız var şanımız dünyada
Yelkenimiz anımız var deryada
On sekiz yıl oyalandık Konya da
Bala biber kattığıma üzgünüm
 
Dıştan baktım iç yüzünü bilmeden
Azraile teslim oldum ölmeden
Dağda taşta gezdim Mecnun olmadan
Kurtla kuşla yattığıma üzgünüm
 
Reyhani boşuna oldum ihtiyar
İkilik insanı etmez bahtiyar
Ozanların cümlesine saygım var
Mahzuni’ye çattığıma üzgünüm

 

Bir Kara Gözlü Yar
 
Bir kara gözlü yar yıllarca evvel
Berrak bir pınarın başında idi
Peri kadar saçlı huriden güzel
Durgun yüzlü on dört yaşında idi
 
Tam on dört gecelik ayın yarısı
Pembe tül altından sızan sarısı
Adım adım takip eden birisi
Her dakka her saat peşinde idi
 
Sonra onu ben yitirdim el buldu
O zaman gönlümde yol iki oldu
Üç yıl sonra sordum dediler öldü
Hayali bir mezar taşında idi
 
Ben yine o yüzü görürüm bazı
Başka zaman değil çalınca sazı
Satırıma yazdığım gün o kızı
İlham hızı çatık kaşında idi
 
Reyhani’yim derdim izah etmeye
Yüz yıl yazsam imkanı yok bitmeye
Bülbülümü koymadılar ötmeye
Mevsim elli birin kışında idi

 
 
 
© BeKa