• Slider 1
  • Slider 2
  • Slider 3
  • Slider 4
  • Slider 5

Şarkışlalı Serdari (© BeKa)
Fotoğraf: Bekir Karadeniz

 

 

Şarkışlalı Serdari©

 

1834-1922. Şarkışla’da doğdu. Asıl adı Hacı’dır. Küçük yaşlarda babasını yitirdi. Herhangi bir eğitim alma fırsatı olmadı.

Çocukluğu yoksulluk içinde geçti. Eşekten düşüp kolunu kırınca kangrene dönme olasılığına karşın sağ kolu dirseğinden kesildi. Bundan sonra Çolak Hacı olarak anıldı.

Şarkışlalı Serdari, aşıklık geleneğini küçük yaşlarda öğrenmeye başladı. Yörenin yetiştirdiği birçok aşığın şiirlerini ezberledi. Zamanla kendi şiirlerini söylemeye başladı.

Söylediği şiirleri ve dik başlılığı kadar çalışkanlığı ve avcılığıyla da bilinen Serdari yaşamının her döneminde karşılaştığı olayları dile getirdi. Özellikle 1886-87 yıllarındaki kuraklığı konu aldığı şiiri her dönemde gündemde oldu. Ancak genellikle duygu, özlem ve gurbet şiirler söyledi.

Aşık Serdari’nin şiirlerinin bir bölümü kızı Ayşe Berk tarafından aktarılmış olsa da çoğu yitip gitti.

Şarkışlalı Serdari’nin yaşamı ve şiirlerine ilişkin Kadri Özyalçın ve Kemal Gürpınar tarafından hazırlanan »Şarkışlalı Serdari« (1938), Ahmet Özdemir tarafından hazırlanan »Aşık Serdari, Hayatı ve Şiirleri« (1979) ve »Şarkışlalı Serdari ve Yöre Halk Aşıkları« adlı araştırmalar yayımlandı.

Ayrıca Kelkitli Serdari (1926) mahlaslı bir aşık bulunmaktadır.

 


 

A Dostlar

A dostlar bir haber geldi sıladan
Eğer essah ise büktü belimi
Dediler ki sevdiğini el almış
Kadir mevlam nasip eyle ölümü

Şahin dedikleri bir küçük kuştur
Yarin güzelliği göz ile kaştır
Kadir mevlam beni yare ulaştır
Irak ise yakın eyle yolumu

Deli gönül yükseğinden uçmayım
Uçarsam da kanadımı açmayım
Muhannetin köprüsünden geçmeyim
Coşkun sele uğratayım selimi

Serdari der yükseğinde gezmeyim
Dost elinden dolu bade süzmeyim
Yarden başkasına kuşak çözmeyim
Yedi yerden bağlatayım belimi

 


 

Bazı Tecelli Var


Bazı tecelli var cevr ü cefada
Boyun eğer gezer gamhanelerde
Bazısını gördüm zevkü sefada
Keyfini yitirir demhanelerde

Benzine baktım sararmış solmuş
Kendi eliyle belasını bulmuş
Vazgeç derim geçmez müptela olmuş
Ab-ı canbak söyler meyhanelerde

Aklı fikri olan bunu heceler
İyi kulak verin gençler kocalar
İlmi ile amil olan hocalar
Adam irşad eder dersanelerde

Aklı olan ata ahını almaz
Serdari’nin ahı hiç yerde kalmaz
Yiğitlik ne türlü kadrini bilmez
Boşa zencir sallar tersanelerde
 

 

Ö n c e k i  O z a n

  S o n r a k i   O z a n