• Slider 1
  • Slider 2
  • Slider 3
  • Slider 4
  • Slider 5

Aşık Veli (© BeKa)
Fotoğraf: Bekir Karadeniz

 

 

Aşık Veli©

 

Şarkışla’nın İğdecik köyünde doğdu. Doğumuna ilişkin kesin bir tarih bilinmemekle birlikte, 1853 yılında öldüğünde 60’ın üzerinde olduğu aktarılmakta torunları tarafından. Buna göre 1780’lerin sonu ya da 1790’ların başında doğmuş olduğu kabul edilebilir.

Aşık Veli, Horasan’dan göçüp önce Hekimhan’a, sonra da Şarkışla’ya yerleşmiş olan bir soydan gelmektedir. Hem annesi hem de babası şair olan Aşık Veli, bu geleneği de küçük yaşlarda öğrenme fırsatı buldu.

Türkü söylemeye başlaması ise Yozgatlı bir ağanın kızına aşık olduktan sonraki bir döneme rastlar. Sevdiğinin başkasıyla evlendirilmesi üzerine söylediği türküler kulaktan kulağa yayılınca, yörede tanınmaya başladı.

Şarkışlalı Aşık Kemter’e çıraklık etti. Ancak Aşık Kemter’in 1818 yılında ölümünden sonra Hacı Bektaş’a gitti.

Bunun dışında 19. yüzyılda yaşadığı varsayılan Rumelili bir Veli Dede bulunmaktadır. Ayrıca Kul Veli, Veli Abdal, Veli Dede mahlasları bulunan şiirlerin hangisinin ona ait olduğu konusunda bir kesinlik bulunmamaktadır.

Aşık Veli’ye ilişkin İbrahim Aslanoğlu’nun ayrıntılı bir araştırması bulunmaktadır.

 


 

Eyler İmiş

Kınamayın aklım yitirdiğimi
Maşuk aşığını del’eyler imiş
Mahitap gözlerin ateşi közü
Yakar bu bendeyi kül eyler imiş

Söyle baksın ateşime közüme
Aşık kanmaz maşukunun sözüne
Pirim geldi baktı geçti yüzüme
Basar her dem her dem yol eyler imiş

Hublar göçü uğradı da yol etti
Kimse bilmez elif kaddim dal etti
Çeşm-i mesti didelerim sel etti
Beğenir bir güzel göl eyler imiş

Sular gibi akıp akıp durulan
Meğer aşk atına binmez yorulan
Yusuf gibi Zelhasına sarılan
Satar kend’özünü kul eyler imiş

Veli’m eydür yare kullar olurum
Yar el katmaz ise dertten ölürüm
Çektiğim çileyi ondan bilirim
Neylerse ademe ol eyler imiş

 


 

Gözlerin

Derdinden del’oldum inan vallahi
Ne yaman mestane bakar gözlerin
Derdi veren dermanını vermez mi
Ab-ı revan olmuş akar gözlerin

Hüsnün mushafından kamil ders alır
Menakıp ilmini okuyan bilir
Cevahir taşının kıymeti m’olur
İnciyi mercanı döker gözlerin

Gönül bir Kabedir bir taşın yıkma
Tığ-ı gamzelerin sineme çakma
Mevlayı seversen hışmile bakma
Korkarım cihanı yıkar gözlerin

Gahi şad-ı hürrem gah gönül gamda
Sen güler oynarsın sevdan var bende
Zühre yıldızının nişanı sende
Bu Veli abdalı yakar gözlerin
 

 

Ö n c e k i  O z a n

  S o n r a k i   O z a n